Afiyet Olsun #7 - Sezon Açılışı..


Haberi resmi sitede görünce gülümsemek ile yetindim..
Takımımız yeni sezona umutlu başlıyor, bunu rahatlıkla söyleyebilirim.. :)

Nice mutlu yıllara..

Sead Halilagiç Dost



Halilagiç Beşiktaş da top oynarken ben de Beşiktaşı yeni açıktan takip ederdim, daha ergenlik yıllarında cefakar açıkta tezahüratlara katılır takımı desteklerdik. Her Beşiktaşlının aklında kaldığı gibi Halilagiçte Galatasaray maçında Fevziye verdiği Fevzininde ayağının altından kaçırdığı golle aklımda kalmış. Ama Halilagiç diğer futbolculara göre hem yaşam tarzı hem stil olarak çok farklı yerlerdeydi. "Olgunlaşma" adında bir şiir kitabı çıkarmış Beşiktaştan ayrıldıktan sonra da Fulya yolunda Kızılderili eşyaları satan bir dükkan açmıştı. Dükkana ilk girdiğimiz de "ne olaki bura" diye düşünürken Halilagiçin fotoğraflarını görünce duvarlar da durumu anlamıştık. Şimdi bir kaç yerde araştırırken galatasaraya geldiğinde klübede bekçilik falan yaptığını okudum herhalde şiirlerini de orda yalnız kaldığı geceler de yazmıştır. Uzun saçları ve ortalamanın üstünde irilikte vucuduyla daha çok amerikan güreşçisine benzeyen bu adamı o zamanlar beğensekte herhalde şimdi bir defans oyuncusu için kaplumbağa yavaşlığın da kalırdı. Beşiktaşta ki sakatlığından sonra alacakları karşılığında adanaspora gitmiş  futbolu bırakıp da Türkiyede antrenörlük lisansı almış daha sonra onu İstanbulda bir kaç kere görenler olmuş ama bu biraz Elvis Presley efsanesi gibi. Son bilgilere göre kendini dinine vermiş, zaten internet sitesine girildiğinde de durum belli oluyor. Site açılırken arapça bir yazıyla açılıyor tabi ne olduğunu anlayamadım, sitenin içeriği de kendi anadilinde olduğu için sadece fotoğraflara bakmakla yetinebiliyoruz. Ama kendini geliştiren, monoton yaşamayan insanlara olan hayranlığımdan dolayı Halilagiç gerek inandığı felsefelerle gerek kendi yazdığı, çektiği kısa filmle her zaman benim unutulmayacak futbolcular listemde en üstlerde olacak.

halilagicin internet sitesi


oneblood

Kısmetine Sıçayım Beşiktaş..


Taraftardan söz etmek isterim ilk önce.. Kale arkası tribünlerden bir tanesi söylenene göre yol yapımı sebebi ile seyircisiz idi.. Dolayısı ile diğer kale arkası tribün ikiye bölünerek üzeri kapalı olan tribünler paylaşıldı.. Tabi burada bazı enteresanlıklar da oldu.. Örneğin fenerbahçe taraftarı, kendilerine verilen Numaralı tribünde, toplanarak bağıracak; ahengi yönetecek merkezi bir yer bulamadı.. Önceleri basın locasının üzerine çıkıp tepinmeye kalktılar, sonra oradan başka bir yere geçtiler aşağılarda. Açık tribünleri ile de pek uyumlu gözükmediler kapalıdan. Bu açıdan biz avantajlı sayılırdık çünkü Kapalı Tribün, komple bir tribün olduğu için herkes ortada buluşarak alışıldık Kapalı'dan enstantaneler sunmayı başardı.. Diğer yandan Protokol Tribünü komple fenerbahçelilerin olduğu için, tüm seramoniler vs. o tribüne doğru yapıldı.. Maç öncesinde ortada açılan logolar fenerbahçelilere dönüktü mesela.. Maçtan önce balonla hareketler yapan bayan da, bizim tribüne gönlü olsun diye dönüp iki öpücük yolladı.. Yoksa hep eli kolu protokole dönüktü.. Bizim oyuncular fenerlilerin arasından sahaya girip-çıkmak zorunda kaldılar vs.. Başka bir açıdan bakıdığında da, Beşiktaş'ın Halkın Takımı, Fenerbahçe'nin daha maddi geliri yüksek, burjuva sınıfı görüldüğünü hesaba katarsak, tribün dağıtımları doğru idi.. Ayrıca Beşiktaş Kapalı'sının namını duymayan yoktur, dolayısı ile bize kapalıyı vermek de mantıklı sayılır.. -Beşiktaş'ım benim efsane oldu.. -
Bu arada belediye otobüsleri ile ilgili kaygılarım da da haklıymışım.. Çoğu otobüs camsız geldi stada, akbil basan taraftar sayısı da çok az. Ama Beşiktaş taraftarına körüklü Ikarusların eski modellerini verip de, fenerbahçelilere yeşil klimalı mercedesleri layık görmek de enteresan tabi. Havalandırmasını ayarlamazsan arabanın, taraftar kendi bulur yolunu..

Geyiği bir kenara bırakalım, genel anlamda takımı beğendim. Bana kalırsa Nihat, 70'lerden sonra oyuna alınabilirdi. 45'de değiştirmek oyunun içine etti yorumlayabildiğim kadarıyla. Tello, 10 numara gibi topu geriden alıp ileriye akıllıca dağıtabiliyordu ve hücum zenginliği dedikleri nane vardı. Nasıl oturdu ise Bobo solda, Yusuf sağda iş de yapıyordu takım hücuma kalkarken.. Hele BoBo'nun Gökhan Gönül üzerinde kurduğu üstünlüğe şapka çıkartmak gerekir. Ama burada Gökhan'ın da ne denli formsuz olduğu gözlerden kaçmamalı.
Nihat girdikten sonra açıkcası daha etkili olmasını beklerdim. Kendisi topla ilk buluşmasında kaptırdıktan sonra, ikincisinde de koşarken yere düşünce ve karizmayı çizdirince, bir daha konsantre olamadı maça bence. Fiziksel yoksunluktan çok, psikolojik olarak maçın çok gerisinde kaldı.. Dolayısı ile hepimizi heyecanlandıran frikiği bile barajın içine vurdu.. Daha sonra giren Holosko da rezalet oynayınca, yapılan değişiklikler sayesinde maçın sonunu 9 kişi tamamlamış göründü Beşiktaş..


Yeni katılan oyunculara biraz daha dikkatli bakmaya çalıştım bu maçta.. Özellikle Erhan Güven ilk maçtan beri bana güven vermiyor malesef ki. Rahatlıkla Ekrem, Toraman veya Rıdvan üçlüsünden biri alır o formayı kendisinden. Önünde de bu maçta Yusuf gibi defansına bakmayan bir adam olunca, yol geçen hanına dönüştü o kanat.. Dolayısı ile, sağ kanattan çok açık verdik. Ayrıca Yusuf'u sola çektiğin vakit de, Köybaşı aksamaya başlıyor.. Buna da çözüm şart.
Sola söz yok maç için.. Bobo kendinden bekleneni bence yaptı. Köybaşı da Kazım'ın sert oyununa karşı çok mücadele etti, başarılı da oldu. Kazım efendiyi kim gazladıysa önüne geleni sakatlamaya girdi, en sonunda kendi sakatlanarak çıktı, iyi oldu..
Sivok-Ferrari ikilisinin nasıl oynadığına bakmıyorum çünkü Toraman'ın bundan sonra sakatlık ve ceza halleri dışında o ikiliyi bozabileceğini düşünmüyorum. Hatta Toraman ve Beşiktaş'ın yolları bu yüzden sezon sonu ayrılabilir de..
Ernst-Fink doğru seçim. Bunu artık herkes söylüyor. Şu ana kadar pişman etmemiştir kimseyi Cisse'yi gönderme konusunda. Hem topa ilk dokunuşları, hem olmadık yerde olmadık pas verme kabiliyeti, hem de şut çekebilme özelliği ile oldukça verimli..
Takımın hücuma dönük bir eksiği var, evet. 10 Numaradan çok, forvet lazım bize sanki. İyi golcü olacak, yırtıcı olacak, varlığı rahatsız edecek.. Carew gibi, Nouma gibi.. Ama vakit de daralıyor.. Bir şeyler yapmak şart.
...
Son 5 6 yıla bakıyorum, ben böyle dar alanda pas yapabilen, sıçmadan orta sahada üst üste 4 5 kere top dolaştırabilen bir Beşiktaş izlememiştim, açık konuşmak lazım. Özellikle ilk yarı, iki takımın farkı net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Tek paslar, verkaçlar, anlaşmalarıyla bu takım hazır olmak üzere dedirtti herkese.. Ama işte yine olan oldu ve o meşhur kısmetimiz ortaya çıktı. O kadar pozisyona, 2 3 tane NET oğlu NET verilmeyen karara karşılık maçın hakkı en azından beraberlik iken, bir şans penaltısı ile kupa fenere gitti. Hakeme sallamaktan bıktım ben. Artık Beşiktaş maçlarına yunusu verdikleri zaman büyüler ile gitmek gerekiyor stada, neyse..

Güzel gidip güzel dönmek vardı, saat çok çok geç olmasına rağmen keyif de verirdi oldukça. Ama olmadı, böyle bir akşamın sonunda da bize Kısmetine Sıçayım Beşiktaş demekten başka bir şey kalmadı..
Olimpiyattan semte doğru dönen yüzlerden hem burukluk, hem de umut okunabiliyordu..

Bu arada 2009-2010 karnemizde hiç galibiyet yok, hatta öne dahi geçemedik daha 4 maçtır. Mustafa Hoca dikkat, aman..


taksim

"Süper Kupa" Maçının Ardından...


Bu akşamki maçın final havasında olmayacağını o heyecanı yaratmayacağını aşağıdaki postta nedenlerimle açıklamıştım. Maçı sezon yaklaşırken önemli bir hazırlık maçı olarak izlemek daha keyifli oldu, eğer bir derbi havasında olsaydı ve ben o gözle izleseydim ayrıntıları bu kadar net takip edemez eksikleri gedikleri güzel hareketleri kim nerde ne zaman yapmış algılayamazdım, çünkü heyecanı yüksek maçlarda bu dünyadan kopup başka alemlere gidiyorum. Maçı olimpiyat stadında değil arkadaşlarla cafede yayıla yayıla izlemenin keyfini yaşamak gecenin başlangıcı için güzel bir açılıştı. Maçın teknik analizine girerken isimler üstünden gitmenin daha faydalı olacağını düşündüm.

Beşiktaş sahaya beklediğimden farklı bir ilk 11le başladı hele Mustafa Denizlinin Holoskoyu kesmesi çok şaşırttı beni stoper'de Toramanla başlayıp yabancı kontenjanından Holoskoyu yemez diye bekliyordum, eğer bu maç lig için son kadro denemesiyse kimin makas yiyeceği belli oldu. 

Kalede Rüştü hem uzaktan hem de birebirlerde çok üstündü kafa olarak maça kendini çok iyi hazırlamış, hep büyük maçlar öncesi bahaneler üretip kaçtığını söyleyenlere iyi bir cevap vermiş oldu, o sesler bu maçtan sonra kesilir herhalde! sadece ikinci golde reflekslerini kullanmadı ama son hatalı kişide oydu golde. Maçın başında topu ayağından çıkarmak yerine Guizaya çalım atma denemesi ona bir ders olmuştur, tecrübe dediğimiz şey kaç yaşında olursan ol böyle kazanılıyor. 

Defansın ortasında Ferrari ve Sivok kısa zamanda aralarında bir bağ oluşturmuşlar, bu kadar kısa zamanda bunu başarmışlarsa bir takımın şampiyonluk yolundaki en önemli ikilisi olma yolunda hızlı adımlar atıyorlar. Ancak takım ileri çıktığında en sonda kim kalacak bunu iyi organize etmeleri gerek bir kaç pozisyonda bu kafa karışıklığına neden oldu. 

Sol bek de İsmail yine kendine hayran bıraktırdı, ikinci yarıdaki bir pozisyonda çizgi boyunca üç fenerliyi peşine takıp onları sürüklemesi yıllardır sol bek hasreti çeken bizlere ilaç gibi geldi. Kamp dönemini iyi geçirmenin meyvelerini toplama vakti gelmiş. Sağ da Erhan joker olmaya devam edecek gibi İsmail gibi o kanadın vazgeçilmezi olamaz bu sezon. Ekrem iyileştiğinde formayı geri alır ama Erhan kendisini gösterebildiği bu zamanlarda denemeyi bırakmamalı "gene dene gene yenil bu sefer daha iyi yenil". Rıdvan son anlarda görev alınca 17 yaşındaki çocuğun Beşiktaş forması altında neler hissedebileceğini düşündüm bir an empati kurarken benim bile dizlerim titredi masada ama biz hep o masada oturcaz Rıdvan o formaya alıştıkça açılacaktır bundan eminim.

Orta sahada iki vatandaş Ernst ve Fink burası bizim çöplüğümüz kimse ötemez moduna çoktan girmişler, yanyana oynayacak iki adamın aynı dili konuşması birbirlerini anlaması gerekliliğine çok inanırım. Fink maç boyunca özellikle de Alexe yapışık oynadı o yüzden yerinden pek çıkmadı ilerde görev alma sırası Ernsteydi bu maç, bir şut denemesinde top defansa çarpıp korner olmasa gole de çok yaklaşmıştı. Yedekleri Uğur benim çok şey beklediğim oyunculardan birisi ikisinin sırayla dinlenmesi gereken yada kart cezasına takıldıkları maçlarda Uğur şimdilik görev alır ama normal şartlarda bu ikili bozulmaz. 

Tello çoğu kişiye göre ilk yarı iyi işler yapmış olsa da benim için bugün takımın en kötüsüydü ben ilk yarı sonunu beklemem daha önce çıkarırdım onu çünkü kafasının başka yerlerde olduğu belli oluyor. Bu takım eğer on numarasız oynayacaksa ileriye top taşımada en büyük iş Telloya ve kanat oyuncularına düşüyor. Yusuf ileri çıkışlarda bugün hep yalnız kaldı ağır olmasının dezavantajına yakalandı hızlı ileri çıkışlarda takımı yavaşlattı o hızlanmaya çalıştığındaysa etrafında kimseyi bulamayıp belli bir yere kadar koşabildiği için takım arkadaşlarını bekledi ve pozisyonlar hep sete döndü (basketbol tabiri oldu farkındayım).

Bobo eğer benim takımımın forveti olsa ona özel antreman uygularım her gün, bu kadar kilolu ve ağır forvetle takım gol bulamaz. Oyunda bazen 3lü forvete döndüğümüzde Bobonun yeri o üçlünün sağı solu değil ortası olmalıdır. Nihat geldiğinden beri kafamdaki şablon bu akşamkinden farklı solda tello sağda nihat ortada bobo. Bobo orta açan değil ortalara kafa vuran adam olmalı. Nobrenin bu akşam en beğendiğim özelliği Bobonun ve Bilicanın sarı kart gördüğü pozisyonda takım arkadaşını hemen korumaya çalışıp olaya müdahil olmasıydı. Bizim eski kaptanlar takım arkadaşları tartaklanırken tacı nereye atsam diye düşünenler adamlardı. (ismi lazım değil siz anladınız).

Maç yazısı biraz uzun oldu farkındayım ama bu yazı hem de genel ve son bir bakıştı Beşiktaşla ilgili. Artık lig başlıyor her hatanın kolay telafisi yok. Bu akşam hazırlık maçlarının skorlarına üzülmediğim için güzel futbola sevindim özlediğimiz şeyler geri dönüyor sanırım.

Ps: Yazı için seçtiğim fotoğraf neyi temsil ediyor çok açık. O konuya hiç girmedim çünkü "futbolun adaleti olmaz" lafını çok yaşadık.

oneblood 


Resmen açıyoruz yarın sezonu.. Yaklaşık 10 ay boyunca gecesi gündüzü bir, Dolmabahçe'den Diyarbakır'a, Sivas'tan Antalya'ya yollar bizi bekliyor..
Mutlu başlayacağız umarım, mutlu bitirmek nasip olsun koca sezonu..

Sensiz geçen günlerin..

Biletix'e Rakip Gelsin..


Bu işin tekeli oldular yıllardır, karşılarına kimse rakip olarak çıkamadığı için kafalarına göre insanları oyalıyorlar. Bu oyalamalardan en çok payını alanlar da taraftarlar oldu bugüne kadar haliyle.. Olmaya da devam ediyor. Al sana en son örnek; Açıyorsun internette sayfasını, Bjk-Fb Süper Kupa Finali'ne tıklıyorsun bilet almak için, ama sana hata oluştu vs. zavazingoları sayıyor.
Derbi maçlarına deplasman bileti alma işi zaten hepten komedi. Nasıl oluyor ise, gişeden binlerce bilet 10 dakikada tükeniveriyor. Telefon açsan, çağrı merkezine hep bilgi verilmemiş durumda.. Adamlar dünyadan bi-haber.. Biletler ne zaman çıkacak, nasıl çıkacak sorularının cevabını kimse vermiyor satış işlemi başlayana kadar..
Gişelerindeki sistemlerde sürekli bir arıza, bir gariplik..
Bir de zamanında tüm biletix gişelerinden maç bileti satılıyordu, şimdi bazılarından satılıyor. Sanırım bu uygulamayı da kavga çıkıyor, camlar kırılıyor diye yaptılar ama, her bilet satışında çıkıyor kavga yani, engellemenin yolu pek yok. Al güvenliğini, sat biletini.. Bu kadar basit..

Neden bu sorunların hiç bir tanesi çözümlenemedi bugüne kadar? Çünkü biletix kadar büyük başka bir marka yok bilet satışı konusunda. Adamlar kafalarına göre iş yapıyorlar ve seve seve hepimizi uymak zorunda bırakıyorlar. Onlar da problemleri düzeltmek için çaba harcama gereği görmüyorlar. Biletix gişelerinden alınan biletlere eklenen "hizmet bedel"lerini de saymıyorum bile. Hangi verdiği hizmete karşılık bilet başına en az 3 TL koyabiliyorlar anlamış değilim ya, neyse..
----
Olması gereken ama olması imkansız şeylerden bahsediyorum bu aralar. Biletix'in karşısında dikilecek bir rakip firma olasılığı da bunlardan bir tanesi işte.. Ama şu heriflerin kendilerine çekidüzen vermelerini sağlayacak tek çözüm yolu, bu gibi gözüküyor..
Neresinden tutsan elinde kalıyor.. Her yanı yosun tutmuş, pis kokulu bir akvaryumda yüzmeye çalışan zavallı balıklar gibiyiz anasını satayım..
"Beklenmedik Bir Sistem Hatası Oluştu
Ziyaret etmiş olduğunuz son sayfada beklenmedik bir hata olmuştur.
Detaylı hata raporu oluşturuldu ve başarı ile inceleme için kaydedildi.
Teşekkürler..."
!
taksim

Ben Sana Süper Olamazsın Demedim !!!


Beşiktaş pazar günü Olimnpiyat stadında Fenerbahçeyle süper kupa maçına çıkacak, bazı kanallar süper kupa finali dese de ortada final olan bir şey yok çünkü ortada geçilmiş bir süreç yok. Beşiktaş hem ligi şampiyon olarak bitirdi hem de türkiye kupasını kazandı. Her iki maratonda bir çok maç yaptı hesaplara girdi kazandı kaybetti ama mutlu sona ulaştı. Şimdi bu ismi süper olan ama manası bir çöp değeri taşımayan maç için iki takımda sahaya çıkacak. Federasyon diğer ligler yapıyor biz de neden geri de kalalım diye bu kupayı ortaya attı ama bu senekinin gazozuna maçtan bir farkı yok. Kupa Beşiktaşın hakkı maç oynanmadan Beşiktaşa verilmeli diye birşey söylemiyorum. Bu kupa tamamen kaldırılmalı çünkü kimin süper olduğunu kimin daha az süper olduğunu belirleme kapasitesine sahip değil. Kupa dediğin madalya dediğin belli bir süreci tamamladıktan sonra mana kazanır. 

Şampiyonlar ligiyle uefa ligini kazananların süper kupayı oynamasını anlarım çünkü ikisi de farklı kulvarlarda zaten didinmiş çalışmış bir başarı elde etmiş. Her sene farklı bir şehirde hem görsel şölen hem de dünyanın futbola yakın kalmasını amaçlıyor olabilirler.

Bizdeki bu sene oynanacak olan final tamamen fiyaskodur sırf "yapmış olmak" için yapılıyor. Fenerbahçe zaten avrupa yorgunu daha fazla yormayalım lig de zaten başlayacak hem rezil bi stad yapmıştık zamanında, insanlara biraz daha eziyet çektirelim doyamadık mantığıyla yapılıyor bu final. Eğer Beşiktaş İspanya da finale kalsaydı o zaman bu maça pafın yoğun olduğu bir kadroyla çıkacaktı o zaman sırf bu yüzden heyecanla izlerdim maçı. Derbi maçlarında yaşadığım heyecanı yaşayamıyorum yaşattırmıyorlar!

Bazı aklı evvel Fenerliler de süper kupayı alırlarsa en büyük kupayı alacaklarına bizim iki kupamıza gölge düşeceğini falan zannediyorlarsa bu bir kaç kişi olduğunu umduğum arkadaşlara bir cümlecik cevap vereyim, üzgünüm hevesiniz kursağınız da kalacak, ligin 4.süyle ya da Finalde 4-2 yenip elinden kupayı aldığımız rakibimizle oynayacağımız "kupa maçı" süper kupa maçı değil gazozuna halı saha maçı havasında olur benim için.

oneblood

Kapalı'nın Çatısı..


Beklemedeydim açıkcası böyle bir hamleyi.. Madem ismini değiştiremiyorsun, şeklini değiştirip yenisini yapamıyorsun, o zaman bulacaktın bir çare, vuracaktın parayı bu stad üzerinden.. Nitekim kapalının çatısında bulunan çubuklu Beşiktaş yazısı da böyle bir hamle için pahabiçilmez duruyordu, sonunda gördüler.

Uzun zamandır, kapalının kutusundan doğru ellerini açmış bir Optik Başkan figürü koysalar kapalının çatısına, ne kadar güzel olur diye düşünüp duruyordum.. Olmayacağını bile bile acabalar arasında gidip gelirken, Catania maçından önce telekom ve avea reklamlarının işlendiğini öğrendim çatıya..
Uğruna savaş verilebilecek veya zaten verilen değerlerin, kimsenin gözünün yaşına bakılmaksızın ezilip geçilmesi ne kadar yaralıyor insanı, hissediyoruz. Aslında beni bu konuda yaralayan asıl olay, Beşiktaş Kapalı'sının asıl sahibi olan o taraftarın, bu reklamlara göz yummasıdır genel anlamda. Kapalının çatısında masmavi türk telekom reklamı durur iken, yeni sezona Baba Hakkı'ya ithaf ettik diye marsilyanın geçen sezonki forması dayatılıyor iken, taraftarın Catania maçında Quaresma diye bağırmasıydı ..

İş başa düştü, bir slogan üretelim diyerek düşündük, sonunda besteyi patlattık biz de maç sırasında.. Böyle reklam istemem, istesemde istemem.. Kapalının çatısı, Siyah-Beyaz olmalı diye söyledik uzunca.. Katılanlar oldu, sesimiz de duyulmuş yanılmıyorsam ki, telekom reklamını Siyah-Beyaz yapmışlar..
Dalga geçiyorlar resmen.. Birebir muhatap olunan bir mecra olsa, sen reklamı kaldır demedin ki, Siyah-Beyaz istedin, ben de istediğin gibi yaptım bile der yani bu yönetim..
Yazıklar olsun bin kere..

Beşiktaş çarpsın sizi..
Hatta hala Quaresma diye yönetime avuç açanı da...
Şampiyon olduk diye, yeni sezondur diye, bozmayalım diye susanı da...

Çok ağlarız biz daha..
Şimdiden geçmiş ola..


taksim

Kombine Kart Tasarımları


Sanıyorum ki benim gibi bir çok taraftar, bu sene kombine kartını eline aldığı zaman hayal kırıklığına uğradı. Kartlar dağıtılmaya başlamadan evvel tasarımları yayınlamamışlardı bildiğim kadarı ile, merakla bekliyordum bu sezon nasıl olacak diye. Geçen sezon nostaljik tasarımlar yaptıkları kartlara bu sezon daha orjinal bir tasarım uygularlar diye umut etmiştim. Gel gör ki, tasarlayanın 10 dakikasını bile almamış yeni sezon kartlarının üzerine konan görüntü. Biz ne zaman kupaların takımı olduk merakla sorarım ey büyük (!) yönetime.. İki kupa almak tabîki şeref veriyor, gurur veriyor ama, utanmasak osuruğumuzun üzerine zımbalayacağız şu iki kupa resmini..
Yeni sezon için genel anlamda hiç bir tasarımdan memnun değilim, yönetim bu işe el koymalı artık.. Umurlarında olursa artık..
Yazık ya düşündükçe canım sıkılıyor, koca sezon cebimizde taşıyacağımız güzide kartlarımızın üzerinde taraftarı, Beşiktaşlılığı, geçmişimizi anlatan bir ibare beklerken kupalar arasında logomuz, üzerinde Kupaların Kartalı yazısı..

Hak ediyoruz aslında taraftar olarak, bizim bakış açımız oldukça değişti yeşil çimlere de, bu konu endüstriyel futbola kadar uzar, gider.. Kesmek en iyisi...
Neyse..

taksim

Yine, Yeniden.. TOTEM


Bir önceki postun sonunda söylemiştik, yeni sezonla birlikte, totemlere kaldığı yerden devam edeceğiz diye. Görünmez güçlerin varlığına, totem diye girdiğimiz şekillerin/uğradığımız zararların kaderleri değiştirebileceğine olan inancımız ile bir sezonu devirmiştik geçen sezon. Daha önce bakmamış ve ..tir lan ordan öyle iş mi olur diyen var ise "hala", geçen sezonun iki totemine yeniden göz atabilir mesela.. burası, burası, burası, burası, burası, burası sonra da burası.. Asıl babası için ise; buraya tıklanabilir..

2 Ağustos ile birlikte yeniden takipteyiz.. Şimdi, atemdir totemdir demeyi bırakıp, sezon boyu işimize konsantre olma zamanıdır..

Haydi yolumuz açık olsun :)

taksim

Super Kupa Güzergahları; Sticker ve Akbil..


Ortalık sabahtan beri Elano transferinin şokuyla çalkalanadursun, bu öğlen saatlerinde Pazar günü oynanacak finale dair önemli bir haber çıktı bizim resmi sitede. Haberin özeti, zaten ulaşımı imkansız denecek kadar zor olan Olimpiyat Stadı'na ulaşımı nasıl daha da zorlaştırırız sorusuna cevap niteliği taşıyordu.

Sticker diye bir nane çıkartmışlar, arabası olanlar bu şekilde gidebilecekler imiş. Zaten sınırlı sayıda olduğu için de, 4 bilet gösterene verilecek tarzında bir abukluk daha var. Hadi herşeyi geçtim, bu stickeri almak için bile semte gelip o adamı bulmak zorunlu.. Mesela ben Avcılarda oturuyorum, hususi arabam var ve 20 TL vererek kale arkasından maç bileti aldım. Arkadaşım yok veya eşim ile gideceğim izlemeye. Hadi Avcılardan kalkıp Beşiktaş'a sticker için gitmeyi göze alsam bile, 2 kişi daha bulmam gerekiyor yanıma yandaş olarak.. İnternete ilan mı vereyim arabamla gelmek isteyen var mı diye yani .. ?

Ek olarak bu sticker nanesini, stada gidecek servis araçlarının da alması gerekiyor anladığım kadarı ile. Şimdi ben çalışıyorum, bizim bineceğimiz özel servisi ayarlayan arkadaşlar da çalışıyor. Hatta çalışmasak bile servise bineceklere, maç gününden önce ulaşabilmek mesele.. Hemde büyük mesele..

Yayalar için düşünülmüş İETT otobüs seçeneğini gözden geçirelim mesela.. Dolmabahçe'den kaldırılacağı yazılmış resmi sitede. Dolmabahçe'de otobüslerin kalkabileceği iki yer var. İnönü Stadı Eski Açık tribünü arkası veya tam karşıdaki caminin önündeki boş alan. İki yerde de, "otobüsler" girecek kadar yer yok. Hengame olacağı şimdiden belli gibi. Bunları düşünmeden bir de çift akbil basılarak binilecek demişler, koca metnin en komik noktasıdır ayrıca bana göre.. Kimden alacaklar o çift bilet parasını çok merak ediyorum. Ayrıca o otobüs şöförünün maruz kalacağı stres için, şimdiden seçilecek kaptanlara çift maaş bağlanmalı İETT tarafından... Umarım bu kötü durumların hiç bir tanesi gerçekleşmez ama, normal hatlarda çalışırken takındıkları agresif tavrı taraftara karşı da sergilerler ise durum fenalaşabilir. marmara, Rock'n Coke'a Taksim'den kalkan İETT otobüslerinden bahsetmişti. Sayılarından ve kalkış disiplinlerinden. Yine fazla sayıda araç verirler ise, iyi olur.

Velhasıl enteresan şeyler göreceğimiz/duyacağımız bir maç öncesi yaşayacağız diye tahmin ediyorum.. Gidişi sıkıntılı olsun da, sonu mutlu bitsin bana yeter..

Totem sezonunu da açıyoruz bu maç ile birlikte ayrıca.. Hepimize hayırlı ve uğurlu olması dileği ile.. :)



taksim

Beşiktaş :0 Porto :0


Öncelikle değinmek istediğim konu, maçın saati.. Abi 23:30 ya, ayıptır diyeceğim, ayıp da olmayacak saat farkı yüzünden.. 00:30'da, kafenin kapısında duruyorsun niye ? İkinci yarı başlayacak.. :) Komedi..

Neden bilemiyorum ama maçtan önce zevkli geçecek lan diye düşünüyordum, öyle de oldu gerçekten. Beşiktaş yine "Sağlam Takım" havası verdi, orta saha top rakipteyken olabildiğine sert ve geçirmez, top bizdeyken de saldırgandı.. Fink bu yeni çehrenin yeni gizli kahramanı olacak sanıyorum ki.. Ernst ile birlikte hem topu kesiyorlar, hem dağıtıyorlar. Cisse-Ernst ikilisindeki biri hücum, biri defans şeklini pek göremedim bu adamlarda.. Daha çok ikisini birden karıştırmışlar, uyumu yakalamışlar gibi duruyor.
Orta sahayı övmeme rağmen, ortasaha olarak başlayan Holosko, Uğur ve Serdar oldukça kötü oynadılar kaldıkları süre boyunca. Özellikle Serdar ben hiç düzelmeyeceğim, hep böyle rezalet oynayacağım sinyalini yine verirken, Holosko topa gitmekten kaçtı. Dolayısı ile adını bile zor duyduk, tek önemli pozisyonda da eliyle oynamaya kalktı, smacında top auta çıktı. Gecenin bu vakti yabancı sınırlaması konusunda kafa patlatamayacağım ama, yerlerine Nihat, Tello ve Nobre güzel oturur gibi duruyor..
Defansa laf söyleyemiyorum. Sağda Erhan, İsmail kadar göze batmamasına rağmen iyi sayılır. Catania maçında pek olumlu bakmamıştım ama heyecanını üzerinden atamamış diye yorumlayabiliriz. Anlatılanlardan mütevellit Rıdvan o formayı kapar gibi geliyor.
Deli İbo oturup haline şükretmeli.. Köybaşı bir iki sezon evvel gelseydi kendisi şimdi spor yazarlığı yapıyor olurdu büyük bir ihtimalle. Yine de Deli'nin olması avantajdır. Yıllardır ilk kez alternatifli bir sol bekimiz olmuş oldu böylece..
Mateo-Sivok ikilisi de oturmuş gözüküyor yalnız bu "oturma" sağ bekte veya ön liberoda değerlendirilme olasılığı kalmamış Toraman'ı olumsuz etkiler mi, orasına bakmak lazım.. Daha göremedik Toraman'ı formasıyla, umarım hocanın planları arasında yer alıyordur.
Bobo bir önceki maça oranla hareketliydi, direkten dönen şutu girse, maçın yıldızı da olurdu hatta.. Nobre girdikten sonra oyundan düştü sanki, pek görünmedi.. Sonra da çıktı zaten..
Ve Nihat.. Bi garip oldum oyuna girerken 8 numarayı da görünce.. Bir iki kere top alabildi, onlarda da kumaşı gören görmüştür, daha fazla yoruma gerek yok sanıyorum. Frikik de girseydi, geldiği gibi efsaneleşebilirdi, olsun :)

Tek tek bakıldığında buna benzer incelemeler yapmak mümkün.. Bunun haricinde, takımın duran toplar konusunda çalışmaya başladığını seziyorum. Özellikle kornerler bilinçli olarak ön direğe veya dipten keserek penaltı noktasının biraz uzağına yollanıyor. Tabi isteneni yapabilecek bir ayak geçmediği için köşe gönderine, çoğunlukla ortalar boşa gidiyor ama düzelir diye umut ediyorum.
Ayrıca sahanın zemini nasıl rezaletti öyle, şaşırdım. Koskoca Villareal kullanmıyor muydu bu stadı ? 19 Mayıs'ın eski halinde oynansa daha rahat ederdi topçular..

Nitekim namağlup olarak bitirmiş olsak da, elendik Peace Cup'dan. Herkes o ihtimali konuşuyordu ve inanılmaz da isterdim Fenerbahçe karşısına 2 Ağustos'ta PAF takımının çıkmasını.. Olmadı, yapacak bir şey yok. Ortalama 5 Saat sürecek bir uçak yolculuğunun ardından, yeniden Ümraniye'de çime basacak futbolcularımız. Sıcak olduğu kadar da faydalı bir kamp olmuştur umarım.
2 Ağustos için umutluyuz, sağlam görelim takımı yeterlidir. Süper Kupa'nın değeri bundan daha düşük benim gözümde..
Olumlu not aldı genel anlamda takım, aksini düşünen yoktur heralde..
Tebrikler Beşiktaş'ım..


taksim