Bir Zamanlar Bir Umut Vardı; Siyah.. Beyaz..
Ve "Biz"; başımızı yastığa Beşiktaş ile koyup, Beşiktaş ile uyananlar, bugün itibarı ile gerçekten kalbimizin en orta yerine, uzunca bir süre çıkarmamak üzere gömdük siyah-beyaz formamızı.
Beşiktaş'ımızı..
Sevdamızı..
taksim
Aradığınız Beşiktaşa Ulaşılamıyor!!
Kongre sandıklar tam açılmasa da artık sona erdi. İlk sandık açıldığında benim umutlarım tamamen kaybolmuştu. Taksim'e telefon açıp ilk sandık sonuçlarını söylediğimde ağzımdan tek çıkan kelime "kaybettik" oldu. Burdaki kaybettik Murat Aksuya karşı olan bir destekle ilgili değildi. Beşiktaş bugün bir çok şeyini kaybetmiştir.
Taraftarla genel kurul üyeleri alakasız iki Beşiktaş'ı sevmekte takip etmekteler herhalde. Ben genel kuruldaki o 50-60 yaş üstündeki çok "sayın" üyelerin Beşiktaşı takip ettiğinden pek emin değilim orası kesin. Demirören Beşiktaş'ın gerçek sahipleri diye biz taraftarları değil onları göstermiş karşılığını da almıştır. Benim cebimde 2 milyarım yok diye Beşiktaşın gerçek sahibi cidden olamıyormuşum, "gerçek sahipleri" koskoca camiayı babasının oyuncak diye verdiği adama 3. döneminde de iade ettiler.
Tribününde ırkçı söylemlere karşı pankart açılan kulübün üyeleri diğer başkan adayına ırkı yüzünden oy vermemekte. Beşiktaş hiçbir siyasi şemsiyenin altına giremez derken oy verdikleri demirörenin listesinde aktif siyasetin içindeki ağa babalarını göremediler. Bu kulübe siyaset bulaşamaz derlerken Sebanın Yumurcak sinemasında yapılan seçimde kimleri arkasına aldığını unuttular. Bugün demirörene oy verenler kapalıda çıkan kavgaları zevkle izlemişler oh olsun çekmişlerdir, onlar için numaralı dışında oturan herkes Beşiktaş için ayak bağıdır onlar rahat localarında ellerinde puro ve viskiyle 90 dakikalık eğlencelerinden başka bir şey düşünmezler ama bir başarı kazanıldığında en büyük pay sahibi onlardır çünkü her sene bu kulübün sahibi olmak için 50 lira öderler onu da zamanı zamanına ödeyen bir üye yoktur görülmemiştir, seçim zamanı ağa babaları ellerini cebine atar onlara sadece o zarfın içine renkli kağıdı koymak düşer.
Bugün benim için hayal kırıkların tavan yaptığı en büyük günlerden biri oldu. Bu kadar sinirlendiğim anlarda bağırır çağırır hiç olmadı çıkar sokaklarda dolaşırdım ama bugün bir korkuluk gibi çakılı kaldım odamda. Beşiktaş'ın ilerisi karanlık içimde az da olsa "kazanacağımıza" karşı bir umut vardı ama her şeye elveda dedik bugün. Ama hiçbir zaman babamdan miras kalan Beşiktaş'ı içimden söküp alamayacaklar bunu da söylemek istedim.
Müfit Arın: Beşiktaş Hayatın Ta Kendisi
Müfit Arın Hocamızla salı günü Süleyman Seba spor salonunda bir röportaj yaptık. Her zamanki mütevaziliğiyle karşıladı bizi. Takım "futbol idmanı" yaparken bizde benchte röportaja başladık. Daha doğrusu kendi aramızda muhabbet ettik arada ses kaydı cihazı çalıştı diyebiliriz. Röportaj dışında off the record bölümünde hem Beşiktaş hem de özel hayat hakkında da birçok şey paylaştı bizle ama ne olursa olsun bu klüpte olmaktan çok memnunlar. Diğer branşlara göre hiç birşeyleri yok demek abartı olmasa da o ve oyuncular burda olmaktan çok mutlular. Röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
oneblood
Meri Krismis Rıza Abi

Bu yazıyı yılbaşı gecesi yazıcaktım ama kendimle çelişmemek adına bir kaç gün erteledim. Çelişmek konusunu açmam gerekirse ben bu tür günlerde kendisini dünyadan soyutlayarak daha mutlu olan insanlardanım. Yılbaşıymış, doğum günüymüş, zırt günüymüş falan bana hep tirviri gelir. Evimde oturup mandalina yeme moduna girecek kadar düşmesemde dışarda o kalabalığın içine bulaşmamakla daha mutlu olabiliyorum. Ara sıra camı açıp sokağa baktım sadece o kadar. Kalabalıklar içinde yalnızlık yaşıyorum gibi liseli ergen tripleri yapmıycam ama cidden kalabalıklardan çok sesli yerlerden nefret ediyorum desem abartmış olmam. Beşiktaş maçları hariç diyelim de orda bir yanlış anlaşılma olmasın. İnsan ailesinden kaçar mı hem. :)
Bu yılbaşı kutlamama geleneğim yeni de sayılmaz. 2000den sonra bıraktım vazgeçtim. Çok büyük hayal kırıklığına uğradım sanırım. Ulvi gibi ufoları beklemesem de sene 2000 oldu diye çok şey değişecek sandım ama 2010a geldik durum hala. Değişmesini beklediğim somut bir şey yok ama bu kadar da tekdüze olunmaz be güzel abim. Sanırım 2000den beklenti içinde olduğum yıllar çocuksu hayallermiş şimdi niye hala cezalandırıyorsun dersen onu da bilmiyorum. Şu son 10 yıl içinde ne değişti dersen sadece sosyal medya der işin içinden sıyrılırım. Facebook twitter youtube en bilinenleri oldu çıktı. Youtube ve Facebook şu an sanal hayatımın içinde olsada twitter denen naneye alışamadım. Stalker gir alışırsın dese de iki hafta dayanamayıp hesabımı kapattım. Hala arasıra mailime "x kişi sizi twittera" davet ediyor die mailler gelse de etme arkadaşım. Bir gün olsun evine kahve içmeye mi çağırdında abidik gubidik yerlere çağırıyon nerden geliyor bu samimiyet.
Yılbaşından ertesi gün ana haberleri izlerken kim nerde eğlenmiş, kim nerde yılbaşına girmiş, kim kimi pandiklemiş, kim kaçmış kim kovalamışlar içinde boğuldum. Haberler arasında dolaşırken bir an ekranda Sarı Fırtınayı gördüm bir polis arabası önünde duruyor kendisine kesilecek cezayı bekliyordu. Dış seste muhabir "Metinin ikinci kez aynı cezayı işlediği için (alkollu araba kullanma) ehliyetine el konulduğunu" söylüyordu. O an cidden çok üzüldüm başkası aynı olayı yapsa okkalı bir küfür eder geçer giderdim ama işin içinde Metin Tekin olunca sakin ailemden biri bizi mahçup etmiş gibi utandım. Yakışmadı yakıştıramadım...
Yılbaşının ilk günlerini futbol maçları olmasa da yine Beşiktaşla beraber geçirdik. Süleyman Seba'da tekerlekli sandalye basketbol maçı, üstüne de akatlarda Erkek basketbol maçında buluştuk siyah beyaz formayla.
Takvimlerin değişmesinden başka değişen bir şey yok şimdilik benim için bakalım önümüzdeki "maçlar" neleri değiştirir.
oneblood
Amatör Günlüğü..
3 Maç da kendi kategorisinde büyük maç sayılırdı.. Cumartesi "Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom" isimli takım -oha dimi Pele'nin tam ismi gibi.. - Burhan Felek'de resmen sahaya serdi Beşiktaş'ımızı.. 10 kişi var mıydık yok muyduk sayamadım Beşiktaş diye bağıran manyaklar olarak bilemiyorum.. 20 25 kişilik bir de V.G.S.T.T. taraftarı vardı.. Sanıyorum susmama başına para şeklinde anlaşmışlar klüpleri ile ki susmadılar.. SSK'ları yatırıyor mu Vakıfbank merak ettik hep beraber.. Aynı grup Akatlarda oynanan maçta, deplasman da yapmış bir grup, hatırlatalım.. Neticeye bakacak olursak, bu ligin en büyük bütçeli takımlarından birisi V.G.S.T.T. sonuçta, skor normal, 3-0.. İsminden korkarsın yani.. Adamlar taraftarlarına bile para dağıtıyor, bu krizde (!)..
Bizim takım vasat görünümlü.. Voleyboldan pek anlamam ama libero pozisyonunda oynayan kızcağız çok cılız kalıyor diğer ablalarının yanında.. Kendisi resimdeki kırmızılı olan kişi.. Sonra popovic hep kenardaydı, neden bilemiyorum.. Menejer gibi direktif verdi sürekli takıma.. Zaten bu sporun ayrı bokluğu skor dengesizliğinde.. Oldu da rakip 20'lerde iken 12-15 arasında kalırsan, hemen oyuncuların beyinlerine yerleşiyor "seti kaybettik" düşüncesi.. Sonrası zaten sıfır.. Yenildik, çağırdık, alkışladık.. Sonuna kadar Beşiktaş..Bugün (Pazar) hentbol vardı.. Hentbol bizim için ayrı anlam taşıyor.. Çalışıyorum anasını satayım, çok kovalayamıyorum kendi adıma ama, başka bir bağ var oyuncular ile taraftar arasında.. Sonuçta semtte olan tek takım, Beşiktaş klübü içerisinde.. Birebir ilişkiler var ki çok önemli.. Baklavalar var bayramlarda.. Antreman ziyaretleri var.. Eskileri duyanlar-bilenler için fulyada antreman yapan futbol takımı zamanını da anımsatıyor..
Böyle semtin içindeki bir takıma bile taraftar gitmiyor yeterince.. Akatlar için bıdı bıdı yapıyoruz uzak diye, bakıyosun Süleyman Seba götümüzün dibinde, ama yine giden yok.. O zaman şapkayı eğecez, önümüze bakacaz.. Kapasite bu kadar..
Büyük maçtı bu maç da.. Ankara takımları hentbolde.. Taraftar da oldukça iyi idi.. Golü seven bir yapımız olduğundan dolayı hentbole ısınması da kolay oluyor.. Maçtan fazla kopulmadı.. Dolayısı ile takım, sürekli belli bir farkta götürdü mücadeleyi.. Açık ara da önde bitirdi maçı.. Zelic'in 3'lüsü, Ramazan'ın bombaları, rakibin çaresizliği görülmeye değerdi.. "Yönetim Uyuma, Maaşları Unutma.." sloganı, günün anlam ve önemine hitaben uygundu.. Rakip takımın adı Milli Piyango olunca, taraftarın kontrası da gecikmedi, son söz şu şekilde idi;
"Nimet Abla gelsin, sizi kurtarsın.. "
Hentbol sonrası tv basına geçtik.. Eskiden güzel oluyordu Abdi İpekçi deplasmanları.. Adrenalin üst seviyede, pota arkası Beşiktaş'a verilmiş, karşılıklı kontralar falan filan.. Oyunculara da gaz veriyodu tribün öyle olunca.. Ama İstanbul Emniyeti işin kolayına kaçmaya devam ediyor, olay potansiyeli olan her maça yasak koymaya başladılar.. Emniyeti sağlayamamaktan değil, kendilerini yormak istemediklerinden kaynaklanıyor bu saçma kararlar.. Yoksa sen 800-900 kişinin bile emniyetini sağlayamıyorsan eğer, o görevde ne işin var, git başka bir uğraş bul kendine.. Zabıta ol ne bileyim..
Hayatım boyunca izlediğim tüm Beşiktaş Erkek Basketbol takımları, son periyot özürlü idi. Bu sezonki takım da aynı özürlülükte devam ediyor. Hoca ile, oyuncu ile pek alakası yok bu işin karar verdim. Bir paniktir alıyor takımı, alakasız atışlar, gereksiz zorlamalar, olmadık top kayıpları.. 37 yaşındaki kaptan, orta sahadan 3'lük deniyor 1 dakika kala maçın bitmesine.. Yazıktır, verdik maçı.. 3. periyotta dengeyi sağladıktan sonra kopartmalıydık, ama beceremedik malesef.. Yıllardır fener maçlarında yaşadığımız Damir Mrsic krizi yine tuttu, üst üste 3'lükler ile fenerbahçe kopardı galibiyeti.. Kafayı yedim ekran başında.. Eline sıçayım be adam, hep aynı senaryo anasını satayım...
Salonun boşluğu dikkatimi çekti hep diğer yanda.. Beşiktaş taraftarı orada olsa idi bugün, bu kadar boş olur muydu o tribünler ? Kesinlikle hayır..
...
1 aylık bir dönem için transfer dedikoduları ile kafamızı bulayacak süreç başlamak üzere.. Kimler gidecek, kimler gelecek göreceğiz futbol takımı için.. Birilerinin para ile satılabildiğini görmek istiyorum artık. Adam satalım, adam almayalım istiyorum.. Koyim bi tarafına gelecek şampiyonluğun, azcık kıçını başını düzeltsin takım, paralarını alabilsin şu klübün personeli.. İstiyorum ama nerde, tabi ki hayallerde..
taksim
7 KİŞİ
FILIP HOLOSKO
HAKAN ARIKAN
İBRAHİM TORAMAN
İBRAHİM ÜZÜLMEZ
KORCAN ÇELİKAY
RÜŞTÜ REÇBER
SERDAR ÖZKAN
Yukardaki 7 ismin diğer topçulardan ne farkı var derseniz; onların Beşiktaşla sözleşmeleri bu sene bitiyor. Aralarında takımın en yaşlısı da var en gençleri de var. Gitmesini istediklerim de var kalmasını istediklerimde. Takımın kaptanlığını yapıp arkadan iş çevirenleri gördükten sonra kimse için duygusal bakamıyorum artık. Sene sonu dönüp bu posta bakarız kimler gitmiş kimler kalmış...
Edit: Sayı tekrar kontrol edince 9a yükseldi. Yusuf Şimşek ve Uğur İncemanda sözleşme yenilemezse mayıstan sonra serbest kalıyor.
oneblood
Mustafa Denizli Bizi Neden Yoruyorsun?
Geçen seneki çifte kupadan sonra herşeyi bırakıp Çeşmeye yerleşip sadece balık tutmak istediğini biliyoruz da kimse seni silah zoruyla tutmadı takımın başında.
Sene başından beri bu kadar isteksiz olmak zorundamısın?
Maçı yedek klübesinden izlemek dışında tribündeki taraftardan ne farkın var?
Kahinlikten şapkadan kulaksız tavşanlar çıkarmaktan vazgeç artık. Ya da bırak git artık sende kurtul bizde.
Ben bu takımı şampiyon yapmakla uğraşamıycam olursa olur olmazsa canım sağolsuncu olma.
Bırak 30.cu 34.cü haftaları şu maçları anlık olarak analiz et, İnönüde oynadığının farkına var, takıma koşacak adamlar lazımken "Yusuf"lardan medet umma.
ps:Beni serdar ortaç şarkısına da mahkum ettin ya daha ne olsun
oneblood
...
Artık birisi çıksın, sana ORANIN İNÖNÜ OLDUĞUNU, BEŞİKTAŞ'IN İÇ SAHA STADYUMU OLDUĞUNU ÖĞRETSİN !!
Hay anasını satayım ya.. Bok oldu geriye yaslandın da..
Manisaspor Deplasmanı..
*Stadı güzel yapmışlar, modern görünüyordu.. Köşeleri de birleştirebilseler çok daha güzel olurmuş hatta.. -belki havayı keserek üşümeyi de engellerdi, bilemiyorum- Yazmayı unuttum daha önce ama sivasın stadı da oldukça güzel düzenlenmişti eskiye göre..
Tabi içini düzeltirken dışını akıl etmemiş zeki manisa yönetimi (!), deplasman tarafının.. Turnikelere ulaşmak için 7 8 kere güvenlik kontrolünden geçirirsen insanları, kuyruk olur.. Stad kapılarını da geç açtırırsan, yığılmaları ve insanların mecburi anarşi yaratmaları durumunu engelleyemezsin.. Bir iki dakika evvel girmeyi başardık biz ortalık karışmadan, ama söylenene göre oldukça kötü bir görüntü oluşmuş..
*Soğuktan bahsederken dahi ürperiyorum.. Oldukça kalın giyinmeme rağmen en çok üşüdüğüm deplasmanlar arasına alıyorum manisayı.. Üşümek kaçınılmazdır yazılmalı stad girişinde bir duvara.. Kaderimize razı, yük etmeyiz mont polar vs..
*1 puan iyi midir göreceğiz ancak, ilk yarıda izlediğim takımı beğendim kendi adıma.. Ortadan iyi pozisyona giriyorduk, paslar yerinde idi, her hücuma kalkışımız tehlike yaratıyordu.. Ama bu etkinliğimiz 40 dakika kadar sürdü.. Kalan 60 dakika hayalet Beşiktaş'ı seyrettik.. Belki biraz becerikli olabilse idik, ilk 40 dakikada skoru netleştirir, sonrasında keyfini sürerdik ama olmadı..
*Bobo'nun golü tribünden görebildiğim kadarı ile çok klastı..
*Tribün her manisa deplasmanında olduğu gibi rezaletti.. Oldukça büyük bir alana sahip olmamıza rağmen aynı ağızdan bağıramamamız, golden sonra etkili olan bir iki tezahürat harici çok etkili görünmememize sebebiyet verdi. Ancak üzeri kapatılırsa seneye, muhteşem tribün yapılır orada..
* Deplasmanların popülarite değerleri var bence çoğu taraftarın gözünde.. Bazı deplasmanlar bu bağlamda az katılımlı olabiliyor.. Bahse konu popülariteyi de genelde rakipten çok, takımın gidişatı belirliyor.. Oldukça can sıkan bir gözlem tabiki bu.. Kilometrelerce ötede olsa bile yanında olma isteği ile yanıp tutuşan bizi, gitmemeye teşvik eden skorlardan söz ediyorum.. Geliyorum dedikten sonra vazgeçmek mesela.. Önce diyarbakır beraberliği, sonrasında cska mağlubiyeti canlı örneğimiz oldu bu yolculuk öncesinde...
10 kişilik araçta 5 kişi rahatlığına söz edilmeyecek, biraz soğuk ama içi boş bir deplasman yaptık böylece..
İstanbul'a gedikten sonra dinlenmeden 8 saat çalışma sonrası, ancak bu kadar .. Kopuk kopuk oldu, affola..
taksim













