#18


Bülent Arınç & Jenson Button

Şeref Bey Haftası


Beşiktaşlılar,

Artık 3 yıldır geleneksel hale getirmek için çabaladığımız, “Haziran'lar Şeref'imiz için vefasızlıkla süslenmesin" diye koşturduğumuz günlerdeyiz yine...

Gelenek dediysek arkasında ilk duracak olan yine bizleriz diye başladık her Haziran'da koşturmacaya...

Şu günlerde "Şampiyon Beşiktaş" diye yeri göğü yıktığımız, dört bir yandan sımsıkı sarıldığımız Beşiktaşımızın Futbol Şubesinin kurucusu, bu yolda sağlığını feda edip hayatını da son nefesinde "Beşiktaşa Feda" sözleriyle noktalandıran Ahmet Şerafettin Bey anısına, "Şeref Bey Haftası" olarak yaşamaya, yaşatmaya meylediyoruz yine...

14 Haziran Pazar günü Saat 15:00 da "Şeref"imizi anmaya gitmek için toplanıyoruz.

Kazanda toplanıp "Şerefimize" gidiyoruz
ORADA OL !!!

Adresi: Çırağan Caddesi Yahya Efendi Sokak / Beşiktaş
Ulaşım Bilgileri: Beşiktaş'tan Ortaköy ve Boğaz yönüne giden otobüsleri kullarak Yahya Efendi Mezarlığına ulaşabilirsiniz. Yapmanız gereken Yahya Efendi durağında inip yaklaşık 200 metre yokuş yukarı yürümek.
14 Haziran Pazar günü Saat 15:00 dan itibaren kazanda buluşup toplu gidilecektir.

SonBarikat

http://www.sonbarikatbesiktas.com/index.php

http://sonbarikatbesiktas.blogspot.com/2009/06/seref-bey-haftas-8-14-haziran.html

Beşiktaş'ın Transfer Politikası

Gazetelerde her gün farklı isimler anılırken, bir yandan da Mehmet Topuz'un yarattığı karın ağrısı ile uğraşma derdindeyiz. -şu adamı bir alsak da rahatlasak- Ama söylentilerin aksine, yönetimden başka isimler konusunda bir ışık göremiyoruz.. Mehmet bizimle anlaştıktan sonra yöneticilerden sadece bir tanesi "Süprizlerimiz devam edecek" şeklinde konuşmuştu yanılmıyorsam.. Haricinde, Oha lan Tevez gelmez, Yoah la Şıvaynşıyayger mi.. şeklinde tepkiler veriyoruz Beşiktaş ile anılan topçulara şu sıralar..
Yönetim yine yapacağı transferler ile kamplardan bir veya iki tanesini pas geçirtecek alınacak futbolcuya gibi görünüyor.. Geçen sezonlarda olduğu gibi, transfer sezonunun son zamanlarına kadar oyalandıktan sonra taraftar heyecanlandırılacak ve hazırlık kampına katılamamış topçulardan maksimum performans beklenecek..


Kısaca özetleyecek olursak bu süreci ;
Adamı alacağız sezon öncesi hazırlıklarının son günlerinde, adam gelecek ve başlayacak Ümraniye'de takımı tanımaya.. 1 hafta sonra lig başlayacak, lan nerdeyim diyemeden daha üstüne basın yüklenecek bu adam topçu değil diye, taraftar baskısını arttıracak hem basının gazıyla, hem de adamın bocalamasından sıkılarak falan derken ya o oyuncu gözden çıkacak, ya da uzun süre klübede oturacak.

Bugün itibarı ile transfer dönemi Türkiye'de resmi olarak başladı. Belki alınacaklar konusunda aceleci davranıyorum evet ama, güzel örneklerini gördük geçtiğimiz sezonlarda.. Tello'ya bakalım mesela.. 30 Mayıs'da sağlık kontrolünden geçti ilk geldiği sene, hazırlık kamplarına dahil oldu.. Kendisi gelene kadar ulan bir sol kanadımız olsa ortalığı haşat ederdik diye hayıflandığımız mevkii için ağzımızı bantladı iki sezondur.. Mustafa hocanın sisteminde hangi pozisyonda oynadığını çözemedik gerçi ama :) kıçımızı çok kurtardığına şahit olduk hep beraber.. 1 Temmuz'da takıma katılan Sivok-Zapo ikilisini de bu kefeye koyabiliriz ki özellikle Zapo'yu son zamanlarda formunda göremesek de nasıl bir topçu olduğunu izledik sezon başlarında.. Fabian Ernst için tam tersini söylemek mümkün olsa da, adaptasyon denen nane her topçuda bulunmuyor..


Osuruktan teyyare iş yapıp taraftarın gözünü boyamak yerine, doğru transferler ile takımı oynatmayı düşünüyor ise bu yönetim, Cumartesi Pazar demeden transfer çalışmalarını sürdürmek zorunda. Mehmet Topuz Ronaldinho muamelesi görüyor şu an ülkede, bir imza atsa bize, kesin t-shirt bile basarlar utanmadan..

Takım tatilde şimdi, Haziran sonu gibi tekrardan başlayacaklar çalışmalara ve kampa gidecekler..


Mustafa hocanın gelişi, takım yönetilişi bazında istediğimiz veya hayal edemeyeceğimiz bir çok güzelliği de getirmişti sezon başında Beşiktaş'a.. Transfer politikası ve süreçler konusunda da böylesine süprizler ile karşılaşacağımızı umuyorum..
Dilerim alınacak topçular için geç kalınmaz ve faydalı olmaları sağlanır..

taksim

Erhan Güven Transferi..

Basında Mehmet Topuz ile ilgili bombalar ardı ardına patlayadursun, Fink'in ön protokolünden sonra resmileşmiş ikinci transferimiz Erhan oldu sanıyorum. Herhangi bir ücret ödemeyişimizin yanı sıra, benim çok sevdiğim ama bir türlü forma giyerken göremediğimiz Aydın Karabulut'u Ankaraspor'a vermiş yönetimimiz. Hiç tanımıyorum Erhan Güven'i fakat, okuduğum yerlerde çok da kötü yorumlar yapılmıyor. Özellikle bir hafta Toraman'ın, bir hafta Ekrem'in vardiyalı olarak doldurmaya çalıştığı sağ bek pozisyonu için "Sertifikalı Eleman" almış sayabiliriz kendimizi..
Kendisinin bu sezon Ankaraspor forması ile neredeyse her maça çıkmasına rağmen golü veya asisti yok. Milli forma konusunda da tecrübesiz sayılabilir ki, 1 kere A-2 takımla sahaya çıkmış..

Aydın ile takası ne kadar doğrudur bilinmez ama, her ne kadar kendisini sevsem de futbol oynarken göremediğim bir Aydın'ı, sağ bekte işini yapacak bir Erhan'a tercih edebilirim..
Geçen sezon gördüğümüz Tuna Üzümcü örneği gibi olmaz ise, Serdar Kurtuluş'a oynama hazzı verebilecek, Ekrem'i Toraman'ı gazlayacak bir transfer yaptık, hayırlı olsun..


taksim

Yeni Bir Yüz

Sezonun bitişi ile beraber bloga da yeni bir yüz katmak şart idi..
Böylesi daha güzel oldu sanırım,
değil mi ?

:)

Bülent Uygun Bitmez!!


Şu endama bakın, şu karizmaya.. Şampiyonlar liginin yiğidosu için otobüslerin üzerine Milan BarSelona Madrid yolcusu kalmasın diye yazılar asılıp, Bülo'nun Memo'nun büyük resimleri yapıştırılmış..
Ben problemin sadece Bülo'da olduğunu sanıyordum ama, yavaş yavaş şehirden şüphelenmeye başlıyorum artık..
Abi bu nedir ya..
Ahahhahah nasıl bir komedidir..

Ayrıca nereye eklesem diye düşünüyordum, bilen vardır dün akşam Samiyen'de F1 takımı ile Yıldızlar maç yaptılar.. Yıldızlar takımında bir çok ünlü vardı, içlerinden bir tanesi de Bülent Uygun'du.. Maça dahil oluşu ile beraber egoist oyunu sayesinde hemen göze çarptı.. Kendi çapımda seslenmeye çalışırken, Gs taraftarının her topa deyişinde Bülo'yu ıslıklaması inanılmaz hoşuma gitti .. Kendisi de dönüp ne olur yapmayın kıvamında hareketlerde bulundu... Belki etik değildi doğrudur, ama sen kalk Laila olan şehirde gösteri maçına katıl, Olmadı !

Şimdi bu Sivasspor'un kasasına, bugüne kadar girmeyen para girecek bu sezon. Bu adamlar bir şekilde, transfer politikasını doğru yaparlar ise yeniden potaya oynayacaklar. Bülent Uygun'un geniş vizyonuna ben CL'yi sığdıramıyorum, o yüzden avrupa konusunu erken kapatacaklardır. Ancak önümüzde en az iki sezonluk çok sağlam Bülent Uygun malzemesi görünüyor..
Ne açıklamalar dinleyeceğiz, tahmin bile edemiyorum..
Tüm blog alemine şimdiden sabırlar dilerim..


taksim

İdari Para Cezalarım..


Tam olarak bu İdari Para Cezası'nın anlamı nedir, çok merak ediyorum. Eğer sade bir dil ile açıklayabilecek arkadaş var ise, çok memnun olurum aydınlatsın beni..
Bugün yediğimle beraber hayatımdaki 3. İdari Para Cezası'nı almış bulunmaktayım.

Bundan önce 2007 Yılında Ankaragücü deplasmanında, maçtan çıkarken göz altına alınmamız sebebi ile 1.316TL,
Yine 2007 Yılında, Erciyesspor - Beşiktaş Türkiye Kupası finali günü, İzmir Kordon'da çimler üzerinde bira içtik diye 22TL,
Ve bugün, "Kimlik Kaybetme" suçundan ötürü 62TL,
Toplamda tam olarak 1400 TL para cezasına çarptırıldım..
Futbol sahaları içerisinde emniyet güçleri tarafından göz altına alınan taraftarlara sorgusuz sualsiz uygulanan "5149"u -ilgili yasanın maddesi- anlayabiliyorum.
Kordon meydanda O an bizden hariç alkol alan onlarca insan olmasına rağmen, cezayı bizim çekmemizi de, Beşiktaşlıya kıl kapan polis şeklinde yorumlayabilirim.
Ama kimliğimi kaybettiğim için ceza ödemek durumunda olmama bir anlam veremiyorum. Kapkaça uğramış olsam misal, cüzdanımın içinde kimlik de gitmiş olsa, vereceğim 62TL ile suçlu mu çıkacaktım yani, türkçesi bu mudur mevzunun.. ?!
15 Gün içerisinde ödersen, %25 de indirim yapıyorlarmış..
Sağol be kanka..
Vay anasını ya..

Ayrıca devlet katında adresim No:3 D:10 olarak gözüküyormuş. Oturduğum apartmanın numarası 3 olmasına rağmen, apartmanda 10 daire yok. Benim yerime daire kondurup, içinde de beni yerleştirmişler helal olsun..
Bu ülkenin resmi dairelerinde, insanların tüm resmi kayıtları birilerinin parmak uçlarında olduğu için, ufak bir yanlış yazma çok şeye mal olabiliyor. İkamet ettiğim evin tapusu üzerime olmasına rağmen adresimi olmayan bir daire numarasına yazan devletimin karşısında, şu an Adresini Yanlış Bildirmekten ötürü suçluyum. Cezası 600TL.. O sevgili (!) parmaklara doğruyu yazdırmak için üzerime ait bir fatura ile gitmem gerekiyor, fakat çalıştığım otelin adresine gelen telefon faturam haricinde adıma kayıtlı bir şey yok..
Böyle boş viteste gidiyor işte herşey bu ülkede..
Uzatırsam daha da anlatırım da, bu kadar yeter şimdilik..
Herşeyi kısa zamanda çözebilmem dileği ile..

taksim

Totem Böyle Yapılır !

Bu totemi yapmaya başladığımda, 20. Hafta oynanıyordu.. Beşiktaş'ım lider Sivas'ın 6 puan gerisinde, 5. Sırada yer alıyordu..
Totem şöyle ortaya çıktı. Bir çoğumuz iddaa oynarız, ben de oynarım.. Ama kısmetsizimdir oldukça ve fark ettim ki benim kuponların %95'i ilk maçtan yatıyor.. Hele kuponun ikinci maçı, ilk maçtan sonra oynanacak ise, kupon kesin mortingen.. Ben de boş hayallerle para kazanma umudu yerine, bu işi gerçek anlamda rakipleri engellemek için deneyip deneyemeyeceğimi görmek istedim. Kısmetsizliğim galip çıktı ve 14 Hafta sonra Şampiyon Beşiktaş oldu. Kesinlikle kendime bir pay çıkartıyorum bu durumdan..

Bu toteme başladığım zamanlarda Blog'a eklediğim totem konulu yazı için ayrıca buraya.
Tekrar yazalım totemi; Kazanmasını istemediğim takımın maçını, ilk maç olarak kupona yazıyorum ve oynuyorum..
Kuponlar aşağıdadır. Yatırılan rakam genel olarak 1TL dir..

Antalyaspor :1 Galatasaray :0

Gençlerbirliği :1 Fenerbahçe :0

Beşiktaş :2 İBB :1

Fenerbahçe :4 Sivasspor :2

Trabzonspor :0 Konyaspor :1

Hacettepe :2 Beşiktaş :3

Sivasspor :1 Ankaraspor :1

Fenerbahçe :1 Kocaelispor :1

Beşiktaş :3 Gençlerbirliği :0

Trabzonspor :2 Galatasaray :2

Galatasaraylılar kusura bakmasınlar.. Uefa Kupası Maçı;
Galatasaray :2 Hamburg :3

Bursaspor :2 Fenerbahçe :1

Galatasaray :0 Eskişehirspor :1

Trabzonspor :0 İBB :0

Kocaelispor :1 Beşiktaş :2

Galatasaray :0 Fenerbahçe :0

Fenerbahçe :1 Ankaragücü :2

Gaziantepspor :2 Sivasspor :1

Ankaraspor :1 Beşiktaş :4

Türkiye Kupası Finali ;
Beşiktaş :4 Fenerbahçe :2

Ve Şampiyonluk Nağmeleri ;
Beşiktaş :2 Galatasaray :1

Şimdi inandırabilir misiniz beni, Şampiyonlukta payım olmadığına ?
:)


taksim

Şampiyonluk Haftası Hikayesi..

Beşiktaş ile dolu dolu geçip, Şampiyonluk nağmeleriyle sona eren bir haftasonu idi.. Müthiş uzun sürdü benim için.. Konusu Beşiktaş olan aksiyonların her saniyesi mutluluk verdi, zevkin dibine vuruldu..

Şampiyonluğu aldığımız maça tanık olabilme ihtimalinin heyecanı, deplasman denen olayın normal hazzı ile birleşince, semtte kutlamak yerine Denizli yollarına düşmeye karara verdik..
...
Hala nasıl olduğunu merak ediyorum, koca uçakta toplasan var olan 2 Beşiktaşlının, ikili koltukta yan yana oturma şansı nedir ? AtlasJet İzmir uçağı, böyle ufak bir olasılığın gerçek oluşuna tanıklık etti işte.. Yol boyu koyu Beşiktaş sohbeti, birbirini daha önceden tanımayan bu iki adamın birbirine isimleri sormalarını bile unutturmuştu.. :)
İzmir'den Denizli'ye devam ettik Ege ile birlikte daha sonra..
Denizli'de, abilerdi kardeşlerdi yemeğiydi biletiydi girişiydi derken cebimizdeki 15TL'lik tamamen Denizlispor taraftarına ayrılmış kale arkası biletlerimizi çıkartmadan Beşiktaş'a ayrılan Kapalı tribüne girmeyi başardık yaklaşık 15 kişi.
Geçen sezon, aynı stadda oynadığımız ve yanılmıyorsam yine 2-1 kazandığımız maçta, bize sadece kapalı tribünde yer ayırmışlardı. 40TL'den sattıkları o tribün, görüp görülebilecek en mükemmel deplasman tribününe sahne olmuştu. Ancak bu sefer, tribünlerin ikiye ayrılması ve arada ses iletimi konusunda yaşanan sıkıntı sebebiyle rezaletti.. Ne biz onları duyabildik, ne onlar bizi duyabildi, dolayısı ile sadece Gol sonraları ve maçın son anlarına doğru bestelerde bir ortak nokta tutturulabildi.
Duyuyorduk haberlerden, semt kopuyordu bir yandan. Özellikle 2-0'dan sonra "şimdi ne güzeldir ya semt" diye söylendik birbirimize. Hem onlar havaalanına gidip, takımı da karşılayacaklardı. Biz neden takımı götürmeyelim ki dedik, maçtan sonra yöneticilerin bulunduğu otobüsün arkasında, tek araçlık konvoy olarak Denizli Havaalanı yolunu tuttuk..



* Pişman olduk, çünkü Denizli ile Denizli Havaalanı arası 63Km idi.. Yol 1 saate yakın sürdü..
* Memnun olduk, çünkü Şampiyon kadronun hepsine yakın olabilme, bir şeyler söyleyebilme veya resim çektirebilme şansına kavuştuk.. -Bu arada Delgado'nun yakasına yapışarak İngilizce olarak Gitme, Kal dedikten sonra, gülümseyerek aldığım Hayır, Kalacağım yanıtı da bir Delgado'cu olarak beni inanılmaz mutlu etti, söylemeden geçemeyeceğim.. -





* Sinir olduk, çünkü emniyet güçleri yine orada ve alan içerisinde maddi zarar oluşturacak kadar Beşiktaş taraftarı ile kavga etme modundalardı.. Kimse göz altına alınmadı ancak, Denizli Havaalanı birbirine girdi..

Alandaki gerginliğin haricinde, takımın otobüsten inişini videoya aldıktan sonra bir iki foto daha çekmeme fırsat verip şarjı biten telefonuma az sövmedim. Ayrıca, alan içinde Ernst'i tek başına yakalayıp tam telefonu arkadaşa verip foto çektireceğim sırada, beni arayıp telefonu meşgul eden arkadaşa da saygılar sunuyorum, bu kadar dakik olunamaz!.. -Sonra Ernst'in etrafı karıştı ve foto çekilemedi..-
Diğer fotoların hepsi boktan kameralı Samsung telefondan çekilmiştir.. Kalitesizlik için özür dilerim, video'ları bir iki güne ekleyeceğim.

Dönüşte araçta bir şaşkınlık hakimdi.. "Lan şampiyonuz di mi, birisi şimdi çıkıp hayır lan şaka yaptık ehehe demeyecek di mi?" şeklinde sorular sorduk birbirimize yol boyunca. İnanamadık bir süre ama Şampiyonluğu almıştık ve şimdi geri dönüyorduk.. Yoldaki tek ilginç atraksiyon, Afyon'daki Cumhuriyet tesislerine girerken, tesadüfen orda bulunan Jandarma devriye ekibinin, Oleey Oley Oley Şampiyooon Beşiktaşş diye bağırarak araçtan inmemize tepkisiydi;
"Şampiyon Olabilirsiniz ama, Burada Bağıramazsınız."

Açık öğretim sınavlarım sebebi ile erken gelmek durumundaydık ama, havaalanının uzaklığından mütevellit değişen yol güzergahımız sayesinde, saat 09:05'de İstanbul'a giriş yapabildik. Sınav da 09:00'da olduğu için malesef giremedim.. Daha geç saate kalsaydık üzülmezdim ama, 10 dakika ile geç kalmak can sıktı az da olsa..

Semtte yenen muhteşem kahvaltının ardından, aracı da teslim edip stadın yolunu tuttuk. 100.Yıldan tecrübeliydik, eğer takımı karşılamaya kalırsak stada girmeyi unutacaktık, stada girersek, takımı karşılamayı.. Stad kapıları açıldıktan yaklaşık yarım saat sonra ayakta duracak yer yoktu kapalıda.. Açık tribünler de aynı performansla dolduktan sonra şov başladı mabedde.

Bir sezon boyunca, içerde-dışarda "O An" için çabalamıştık bizde sahadaki futbolcular gibi. Belki daha da fazla yorulduk, yaptığımız Km.'leri hesaplasak abartılı bir yol haritası bile çıkartabiliriz hatta.. Amaçlananı başarmanın verdiği gurur ve sevincin karışımı olarak döküldü göz yaşları "Siyah-Beyaz Film Gibi Biraz" derken.. Çocukluğumda dayımlar ve bizim aile olarak toplu gittiğimiz maç önceleri geldi aklıma "Ateşini Yolla Bana"çalarken.. Son darbesi "Ne cimbombom ne fener ne de trabzon, Beşiktaş Yine Yer Siyah Gök Beyaz Şampiyoon" şeklinde sözleri olan eski şarkı ile geldi.. Ne güzeldi o günler.. Ama şimdiki de iyiydi..

* Stadın kapasitesi yükseltilmiş hali, ilk kez bu kadar fazla meşaleyi bir arada gördü..
* Maç günleri, Eski Açık tribünden Kapalı'ya telleri tırmanarak geçen taraftarları engellerken gördüğümüz yeşil yelekli güvenliklerden bir tanesi, merak etmiş olsa gerek ki, o hareketin tam zıttını yaparken görüntülendi tarafımdan..



* Kapalı tribünün çok büyük kesimi, tribüne pek aşina değildi, ahenk konusunda sıkıntılar oldu, ama iyi idi.
* Sahaya bir heyecanla dalanlara sözüm yok ama, uyarılara rağmen atlayıp tribünlere 3'lü çektirmeye kalkan, ellerindeki bayraklarla amaçsızca ordan oraya koşan zırtolara oldukça sinirlendim. Her konuda eşşeğin bir tarafına su kaçırmayı başarıyoruz.
* Cuma gecesi TheMarmara otelinin maskotu olan -ismi Ebru imiş- köpeği, söylenene göre eğlenen taraftarlardan birkaçı döve döve öldürmüşler. O, orada yıllardır gelenin geçenin sevdiği ve taksim çevresinde yaşayanların hepsinin tanıdığı bir hayvandı.. Artık yaşlanmıştı zaten, dolaşacak hırlayacak hali de yoktu. Bildiğim kadarı ile ölmeden birkaç gün önce de hasta idi hatta.. Ne istediniz be onun bunun evlatları demekten kendimi alamayacağım. Blog dışında daha da hard yorumlar yapıyorum ayrıca..

Kiminle konuşsam pek farklı tepki almadım. Bir boşluk oluştu sanki Şampiyon olduktan sonra. Amaçsızlık var şu an, bir belirsizlik. Ağzımızdan salyalar saçarak oraya buraya şampiyoaannnsalayaan diye saldırmamız lazım geliyor ama yapasım yok.. Bir sonraki hafta maç olmaması ne kadar acı veriyor bu sene, sanırım bu yüzden halsizliğimiz.. Takımı bir daha yeşil sahaların üzerinde taa ne zaman göreceğiz kim bilir..
Önümüzde 3 koca ay var, nasıl geçecek bilemiyorum.
Yarın izinliyim otelde mesela, ne yapacağım onu da bilmiyorum..
Fazla mutluluk iyi gelmedi belki de..
Belki de alışacağız yavaş yavaş..
Neyse, son olarak;

ŞAMPİYONLUK BİZİM !! KUPA BİZİM !!